facebook.com/islamivideoburda
Giriş Yap
TÜKETİM ÇILGINLIĞI PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 
Pazar, 22 Ocak 2012


 Modern hayat, insanı ölçüsüz, hesapsız bir yaşam tarzına sürüklemekte. Bu yaşam tarzı, ölçü tanımayan, doymak bilmeyen, sürekli tüketen, lüzumsuz yere harcama yapan, malı ve parayı lüzumsuz yere sarfeden, asıl vazifelerini bırakıp, zararlı şeylerle meşgul olan, ömrünü ve gençliğini boş şeylere harcayan bir insan tipi oluşturdu.

 

 Bugün insanlar vakitlerinin büyük bir kısmını AVM’lerde geçirmekte.“Evdeki hesap çarşıya uymaz” düsturu akıldan çıkarak, kredi kartına sırtını dayayan, nefsinin bitmez tükenmez taleplerini karşılama peşinde koşan, bir alış veriş çılgınlığı ve savurganlığı yaşanmakta. Oysaki ihtiyaçlar sınırsız, kaynaklar ise sınırlı. O nedenle bizler ne cimri nede israf eden bir yapıda olmalıyız. Her şeyi dengede tutmaya çalışan bir anlayış taşımalıyız. Allah (c.c.) buyuruyor ki:

 

“Onlar ki harcadıkları zaman israf etmezler, cimrilik de yapmazlar, ikisi arası orta yolu tutarlar.” (Furkan, 67.)

 İslam, bizden vasat/orta bir yol tutmamızı istiyor. İsraf ve cimrilikten kaçınmamızı emrediyor. Bu iki manevi hastalıktan korunmanın yolu orta yol’lu bir hayat sürmektir. Aksi takdirde nefsini putlaştıran, heva hevesinin peşinde koşan kişilikler oluşmakta.

 Bizler Rabbimizin sevdiği, istediği işleri yapmalıyız. İslam, yememize, içmemize, giyinmemize yasak getirmiyor. Fakat bir ölçüye bağlıyor.

 “Ey Âdemoğulları, her camiye çıkışınızda güzel giysilerinizi giyin. Yiyin, için, fakat israf etmeyin; Allah israf edenleri sevmez.” (Araf, 31.)

 Tüketim isteği, insanda fıtri bir arzudur. Tüketim ve israf, insanı egoist ve bencil yapar. Ben merkezli hayat başka ihtiyaç sahiplerini unutturur. Ahlaki bir esas sayılan “fütüvvet” anlayışına göre insanın nefsi için yaptığı masraf israf sayıldığı halde; dost ve kardeşleri için yaptığı harcama, ne kadar çok da olsa, israf sayılmamıştır.

 Aslında bu, israf ve cimrilik, duygularının önüne geçecek tavır “bir lokma bir hırka” anlayışıdır. Çünkü bu düşünceye göre aslolan mala sahip olmak değil, onu başkalarıyla paylaşmak, kardeşlerini kendine tercih ederek bir lokma ve bir hırkanın dışında elinde ve avucunda bulunanı başkalarına dağıtmaktır.

 Günümüzde, reklam vasıtalarıyla “israf ekonomisi” alabildiğine körüklenmektedir. Televizyon, internet, radyo vs. iletişim araçları tüketimi artırıcı yayınlar yapmakta. Nefsin istekleri sürekli körüklenerek AVM’ler dolup taşmakta.

 Bugün AVM’ler renkli, albenili, süslü vitrinler ile tüketiciyi etkilemekte. Bilinçli veya bilinçsiz satın almaya, harcama yapmaya, zorlamakta. Oysaki her istediğimizi, canımızın çektiğini her şeyi almak bizi israfa götürür. İşte bir misal;

 Hz. Ömer (r.a), oğlu Abdullah’ı bir gün et yerken görmüş ve: “Hayrola et mi yiyorsun?” diye sormuştu. Oğlu: “Evet canım çekmişti de...” deyince Hz. Ömer üzülmüş ve ona: “Demek sen öyle canının çektiği her şeyi alıp yiyor musun? Bilmez misin ki Peygamberimiz: “İnsanın canının çektiği her şeyi yemesi de israftır.” buyurmuştur.” (Bkz. İbn Mace,Et’ıme, 51.) dedi.

 Efendimiz (s.a.v.) ölçülü, dengeli, orta, vasat bir yol göstererek bizleri israf konusunda uyarmakta. O halde AVM’lerin yaldızları bizleri aldatmamalı.

 Gösteriş amaçlı harcama yapanlar ve nimetleri israf edenler, Kur’an’da “şeytanın kardeşleri”, olarak nitelendirilmiştir. Ölçüsüzce, gösteriş yaparak, yapılan alışveriş kişiyi şeytana kardeş ediyor. Kalbimiz uyanık olmalı. Gaflet bizleri, Allah Korusun, şeytanın kardeşliğine götürmekte. Allah (c.c.) buyuruyor ki:

 

“Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.” ( İsra,27)

 

  O HALDE NE YAPMALI?

 

 Fertleri eğiterek, toplum olarak paylaşmayı esas alarak ve devlet olarak kurumları ve vatandaşı israfa, hesapsız alışverişlere sevk eden şeylerin önüne geçmektir.

 

 Öncelikle, ihtiyacı esas alarak alış veriş yapmalıyız. Sevgili Peygamberimiz, “İnsanoğlunun bir vadi dolusu malı/altını olsa ikincisini de ister.” (Buhârî, Rikak 10; Müslim, Zekât,117.) İhtiyaçların sınırsız olduğunu unutulmamalı. Harcamalar ihtiyaca göre yapılmalı.

 İkinci olarak, mal ve serveti israf etmemeliyiz. Hz. Peygamber (s.a.s.) de, “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz.” (Buhâri, Libâs,1.) Mal ve servet bize emanettir. Fütursuzca harcamak inancımıza ters düşer.

 Üçüncü olarak, gelir artınca meşru ölçülerin dışına çıkmamalıyız. Fakir, guraba ve ihtiyaç sahiplerini daima hatırda tutmalıyız. Servet bizi hodgâm yapmamalı. Efendimiz (s.av.) buyuruyor ki:  “Komşusu açken tok yatan (gerçek) mümin değildir.” (Ebu Şeybe,Musannaf, 7/218; Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, VIII/167.) Efendimiz bizden bir duyarlılık bekliyor. Servet bu duyarlılıkların önüne geçmemeli.

 

 Dördüncü olarak, gösteriş amacıyla tüketim yapmamak. Gösteriş manevi hastalıklardan biri. Rabbimiz bundan kaçınmamızı istiyor. Allah (c.c.) buyuruyor ki:“Bunlar (Allah’ın sevmediği kibirli insanlar), mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir.” (Nisa, 36-39.)

 

 Son olarak, iktisat ve denge prensibine bağlı kalmak. Fakirliğin, mali sıkıntıların tek reçetesi iktisatlı olmaktır. Savurganlık, cimrilik, israf ise bütçeyi, ekonomiyi altüst eder. Arkasından maddi ve manevi krizler birbiri izler.

“Onlar harcadıkları zaman ne savurganlığa saparlar, ne de cimrilik ederler. Harcamaları, bu ikisinin arasında dengeli olur.” (Furkan, 67.)

 

 Dua

 

 “Ey Rabbimiz bizim günahlarımızı, işlerimizdeki israf ve aşırılıkları bağışla!”. Allahım bizleri gösteriş için harcayan, israf eden, cimri olan, kötü amelleri ile şeytana kardeş olanlardan eyleme. Allahım, bizlere iktisatlı olmayı, orta(vasat)bir yol takip etmeyi nasip et.

 

Dipnot: Yazı, Diyanet Dergisi, Temmuz 2011, sayı:247 ‘dan yararlanılarak hazırlanmıştır.

 

 

Yorum ekle

< Önceki   Sonraki >

Haftanın Sohbeti